Ömür Bulut tarafından yazılmış tüm yazılar

Tavuklarımızı Nasıl Besliyoruz ?

Yumurtalarımızı doğal yapan özellik aslında tavuklarımızı yetiştirme ve besleme şeklimizde yatıyor. Toplam 32.500 metrekarelik bir alana kurulu çiftliğimizde tavuklarımızın serbestçe dolaşabileceği 8.000 metrekarelik açık alan bulunmaktadır. Serbest gezinen besi tavuğu deyimini tam anlamıyla yerine getirmeye çalışıyoruz.

Akşam kümeslerine konulan tavuklarımız sabahın ilk ışıklarıyla kahvaltılarını yapıp açık alana salınmaktadır. Bu alanda tavuklarımızın ihtiyaçları düşünülerek yonca bitkisi ekilmiş bazı bölümler vardır. Ayrıca tavuklarımızın tünemesi için çeşitli tünek noktaları yapılmıştır. Açık alanın toprağında hiçbir kimyasal işlem yapılmamış olup doğal bitki örtüsüne de hiçbir şekilde müdahale edilmemiştir. Verdiğimiz yemlerin yanında bu çayırlık alanda da tavuklar eşinerek kurt, böcek, bitki tohumu gibi doğal besinlerden faydalanmaktadırlar

Tavuklarımızı buğday, arpa, mısır kırması ve çeşitli hububat tohumlarıyla besliyoruz. Verdiğimiz yemler ise özenle seçilmiş doğal köy ürünlerinden oluşmaktadır. Üretimin ve canlıların doğasını bozmamaya azami özen göstermekteyiz.  Özellikle son zamanlarda sıklıkla kullanılan genetiği değiştirilmiş bitkiler, kimyasal içerikli yemler ve kimyasal ilaçlardan olabildiğine kaçıyoruz. Aldığımız yemlerin kim tarafından nerede, nasıl üretildiğine dikkat edip olabildiğince kendi yakın çevremizden, güvendiğimiz, tanıdığımız kişilerden satın alma işlemini gerçekleştiriyoruz.

Doğal besi yumurtası neden diğer yumurtalardan pahalı?

Seri yumurta üreticileri onlarca tavuğu tek bir kafes içerisine kapatarak, tavuklara resmen eziyet ederek çeşitli kimyasallar ile tavukları şişirerek tavuklardan %100′e yakın verim alıyorlar. Doğal besi yumurta üretiminde ise tavuklarımızı doğal yollarla döllüyoruz ve tavukları doğal yaşam alanlarında özgür olarak bırakıyoruz. Tavuklarımızdan iki yumurta daha fazla alabilmek üç-beş kuruş daha fazla kazanabilmek için kimyasallar ile şişirmiyoruz. Bu yüzden bizim tavuklarımız %65-70 verimle yumurtluyor. Ayrıca seri üretim yumurtada firmalar geniş pazarlarının imkanları ile sürümden kazanıyor. Doğal Besi yumurtası ile halkımızın tanışıklığı yeterli düzeyde olmadığından biz butik üretimle az sayıda yumurta üretip günlük iç pazara sunuyoruz. Bu sebeple fiyat farkı oluşuyor. Biz ise elimizden gelen tüm imkanları kullanarak kendi üretimimiz doğal besi yumurtalarını iç piyasanın altında bir fiyata satmaya çalışıyoruz.

Sağlığımız İçin Doğal Ürünlerin Önemi

Doğal üretilmiş hayvansal ve bitkisel ürünlerle beslenmenin, sağlık açısından önemi son yıllarda daha da belirgin ortaya çıktı. Bu tür başarılı uygulamaların, tüm toplum sağlığını olumlu etkileyerek uzun vadede ülkemizin gelişmesini de her açıdan olumlu etkileyeceği aşikardır.

Uzun vadede bu olumlu etkileşim, hem kamu harcamalarının en önemli kalemlerinden olan sağlık harcamalarımızı belirgin azaltması hem de insanlarımızın daha sağlıklı olarak yaptıkları işlerde daha başarılı , hayatlarında daha mutlu olabilmelerini sağlayacaktır.

Bu durum belki bizler gibi orta yaştakileri bu kadar net etkilemeyebilecektir ama bizden sonraki nesilleri çok olumlu etkileyeceğini görebilmek için müneccim veya çok zeki olmaya hiç gerek yoktur.

Toplumlarda herkesin bildiği gibi en çok ölümlere yol açan ilk iki neden kalp-damar hastalıkları ve kanserlerdir. Gerçek doğal beslenmenin, Bu iki hastalık grubunun görülme sıklığını da çok önemli oranda azaltacağı artık bilimsel bir gerçektir. Bir doktor olarak da bunu çok net görebilmekteyim.

Doğal beslenmenin, insanlarımız ve toplumumuz üzerindeki uzun vadedeki bu çok büyük olumlu etkisini sağlayabilmek için yapılması gerekenleri de büyük bir fırsata dönüştürmek olasıdır. Böylece bir taşla iki kuş vurabilmek olasıdır.

Nasıl mı ?

1— Bu doğal üretim işi asla özel şirketler aracılığı ile yapılmamalı, belki birtakım sorumluluklar çok güvenilebilen, sorumluluk sahibi özel şirketlere ama asgari ölçüde verilebilir. Ama asla bu sorun büyük ölçüde özel şirketler aracılığı ile çözülmeye kalkışılmamalı.

2— Asıl çözümü sağlayabilecek olan büyük grup halen tüm Anadolu köylerinde yaşayan köylü çiftçi ve köylü hayvancılarımız olmalıdır. Bu büyük grubumuz zaten şu anda maalesef birçok konuda haklı olarak dertlidir, şikayetçidir. En basit bir örnek ülkemizde artık manda üretimi ve ürünleri bitmiştir. Bunu bir özel şirkete asla yaptıramazsınız, bunun gibi birçok örnekler sökonusudur.

3– Bu sayede öncelikle tüm Türkiyeyi besleyecek büyük çapta hem hayvansal hem de bitkisel üretim sağlanabilecektir.

4– Hem Büyük şehirlere göç önemli oranda azaltılabilecektir.

5– Şehirlerde yaşayanlara kesinlikle daha güvenilir doğal ürünler sunulabilecek hem de fiyatlar daha dengeli olabilecektir. Böylece şehirde yaşaya orta gelir seviyesindeki insanlarımız bu ürünleri alabilecekleridr. Ayrıca göç azalacağından, şehirlerdeki kargaşa da azalacaktır. Bu da şehirde yaşayan insanımızı da olumlu etkileyebilecektir.

6– Şehirlerimizde yaşayan insanlarımızın etrafında şu anda doğal ürün sattığını iddia eden birtakım dükkanlar açılmış olup, buralardaki ürünler aşırı pahallıdır ayrıca güvenilir asla değildir. Çünkü bu güvenilirlik ancak çok sıkı denetim sayesinde başarılabilir ama bu sıkı ve güvenilir denetim işi bizde herzaman çok yetersiz olmuştur.

7– Kaldı ki diyelim bu az sayıdaki doğal ürün satan dükkanlardaki ürünler gerçekten güvenilirdir. Ama bu aşırı fiyatlar karşısında toplumumuzun ancak üst gelir grupları bundan istifade edebileceğinden Toplumumuza genelde bir fayda sağlayamıyacak, kalp-damar hastalıkları ve kanser hastalıkları oranlarında asla bir toplumsal azalma olamıyacaktır. Çünkü üst gelir grubundaki küçük bir grup sadece bunları alabilmektedir. Bu da nüfusumuzun çok küçük bir bölümü olduğundan asla tüm toplumumuzu ilgilendiren sağlık ölçütlerinde azalma yapamıyacaktır.

8— Köylülerimiz daha iyi bir gelir seviyesine ulaşacağından toplumumuzun en önemli kesimlerinden olan köylülerimizin daha mutlu ve huzurlu olmasını sağlayacak, onların da yukarıda da belirttiğim gibi yaşamlarını sürdürebilmek için şehirlere göç etmeyebileceklerdir.

9– Tüm Anadolu köylüsünün doğal üretim yapabilmesi sağlanırsa elde edilebilecek çok büyük boyuttaki hayvansal ve bitkisel ürünler ülkemize fazlası ile yeteceğinden muhtemelen başta Avrupa ve Arap ülkeleri olmak üzere diğer dış ülkelere ihracatı da mümkün olabilecektir.

Böylece hem tüm insanımız uygun fiyatta ve güvenilir doğal ürünlere ulaşabilecek, hem köylümüze kendi köyünde daha iyi koşullarda iş imkanı sağlanabilecek, hem uzun vadade ülkemizdeki sağlık ölçütleri çok daha iyi durumlara gelecek, Hem sağlık harcamalarımız çok daha azaldığı için hem de dış ülkelere ihracatımız arttığı için ülkemizin genel ekonomik koşulları daha iyi noktalara ulaşabilecek, bu ekonomik koşullardaki düzelmenin bir önemli nedeni de şehirlere göç azaldığı için ortaya çıkacak, ayrıca şehirlere göçün azalması büyük şehirlerdeki yaşamı da olumlu etkileyebilecek. Büyük şehirlerdeki kargaşa azalacak buna bağlı olarak da örneğin terör olaylarını bile olumlu etkileyebilecektir.

İnanın bunlar şu anda aklıma gelebilenler , aklıma şu anda gelmeyen birçok olumlu sonuçların da ortaya çıkacağını düşünmekteyim. Belki sizlerin de aklına ortaya çıkabilecek başka olumlu gelişmeler gelmektedir.

Umuyorum bu durum, idarecilerimiz tarafından görülür ve gerekli girişimler başlatılır.

Yumurtayı Nasıl Tüketmeliyiz ?

Prof. Dr. Bingür Sönmez´in yumurtayı yasakladığı hastalarından özür dilemesinden sonra daha rahat bir şekilde yumurta yemeye başlayan vatandaşlar, bu sefer pişirme yöntemini tartışmaya başladı.

Yumurta yağda mı kızartılmalı, yoksa kaynatılarak mı yenmeli? Bu soruya cevap veren İzmir Özel Şifa Hastanesi Diyet Uzmanı Elif Çakırca, yumurtanın kaynatılarak veya yağsız teflon tavada pişirilerek yenmesi gerektiğini söyledi.

Rafadan yumurtaya sıcak bakmayan Çakırca, fazla pişirilen yumurtanın sarısının etrafında meydana gelen yeşil halkanın yumurtanın bayatlığını gösterdiğini vurguladı. Elif Çakırca, “En iyi yumurta, içindeki biotin vitamini pişecek şekilde 10 dakika kısık ateşte pişirilen yumurtadır.” dedi.

Yapılan çalışmalarda yumurtanın proteinlerinin yüzde 100 oranında vücut proteinlerine dönüşebildiğinin görüldüğünü, bu yüzden yumurtanın proteinlerinin örnek protein olarak kabul edildiğini kaydeden Çakırca, şöyle devam etti:

“Yumurta sarısı, yüksek kolesterol içermesine rağmen, içinde doymamış yağ asidi olduğundan kolesterol yükseltici etkisi kırmızı etten daha düşük. Yumurtanın sadece sarısı kolesterol ve yağ içerir. Beyazında bulunmaz. Oda ısısında bekleyen yumurta zamanla tazeliğini yitirir. Özellikle kabuğu kirli yumurtalardaki mikroplar zamanla yumurtanın içine kadar girer ve orada çoğalır. Yumurtayı tazeliğini yitirmeden buzdolabında 1-2 hafta saklayabilirsiniz. Çiğ yumurta, içinde bakteri barındırdığından dolayı kesinlikle tüketilmemeli. Özellikle çocuklar çiğ yumurtadan uzak tutulmalı.”

Yumurtayı en güzel pişirme yönteminin suda kaynatma olduğunu vurgulayan Elif Çakırca, kaynama esnasında yumurta kabuğunu çatlatmamanın önemli olduğunu ifade etti. Çakırca, “Buz dolabından çıkan soğuk yumurta, aniden kaynatılmaya kalkılırsa çatlar. Ateş kısık tutulur ve kaynatma suyunun içine tuz veya limon tuzu konursa yavaş kaynama sağlanmış olur. Su kaynadıktan sonra yumurtayı 10 dakika kısık ateşte pişirmek en doğru olanı.” şeklinde konuştu.

Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocukların protein, demir ve B vitamini ihtiyacı için yumurtanın çok önemli bir gıda olduğuna dikkat çeken Elif Çakırca, “Normal sağlıklı bir çocuğun kahvaltısında her gün mutlaka bir yumurta bulunması önerilir. Sağlıklı yetişkin bireyler yumurtayı her gün tüketebilirler. Kalp ve damar rahatsızlığı veya kolesterol ve diğer kan yağları yüksek olan bireylerin haftada 1 veya 2 tane yumurta tüketmelerinin hiçbir sakıncası yoktur.” diye konuştu.

Diyetisyen Belma Dinçer ise vücudun etlerin yüzde 70´ini, sebzelerin yüzde 60´ını, yumurtanın ise yüzde 100´ünü faydalı hale getirdiğini kaydederek, “Yumurtanın her türlü pişmişi tüketilebilir.” ifadesini kullandı.

Yumurtanın Sarısı

Kimileri, yumurtanın yalnızca sarısını sever. Nedense, bu sevgi beyaza karşı pek duyulmaz. İçi hep sarı olan bir yumurta düşünsenize! Ne kadar acayip olurdu. Bir yumurtanın sırf sarısında bulunan yaklaşık dört gram protein, belki de on iki grama çıkardı. Kolesterol ise alır başını giderdi. Biz de, hiç hakkımız olmadığı halde, yanlızca bir öğünde ve de bir tek besinden, bu denli yoğun protein ve kolesterol almak zorunda kalırdık. Bu da metabolizmamız için pek iyi olmazdı. Tabii bunların yanı sıra hiç de alışık olmadığımız civcivlerin ortalarda cirit atacağını da unutmamak gerekir.

Şimdi diyebilirsiniz ki “Madem yumurta bir bütün, o halde yumurtanın kabuğunu da yiyelim bari!” Bizce bir sakıncası yok. Yumurtanın kabuğunu da yiyebilirsiniz. Bize sorarsanız, yumurtanın kabuğunu yemek insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Çünkü, yumurtanın kabuğunda yoğun miktarda kalsiyum vardır. Bilindiği gibi kalsiyum kemik yapımızın mimarıdır, “iyi güzel de, yumurtanın kabuğu nasıl yenir?” diye sorarsanız haklısınız. Gayet tabii ki yumurtanın kabuğunu elma gibi yiyemezsiniz. Aksi takdirde ağız mukozanızı ve dilinizi yaralayabilirsiniz. O halde yumurtanın kabuğu nasıl yenebilir? Yumurtanın kabuğu, havanda dövülerek toz haline getirilir. Bu tozlar da çorbaların, kek, pasta gibi yiyeceklerin, hatta yemeklerin içine, katılarak tüketilebilir. Dolayısıyla da farkında olmadan bolca kalsiyum almış olursunuz. Özellikle bu yöntemin büyüyüp, gelişmekte olan çocuklar ve menopoza girmiş kadınlar için fevkalade yararlı olacağı kesindir.

Şimdi, gelelim yumurtanın beyazına. Yumurtanın beyazı, sarısı kadar kaliteli olmasa bile, pek de boş bir besin değildir. Kalori açısından değerlendirecek olursak, yumurtanın beyazı, sarısının altıda biri kadar enerji değerine sahiptir. Yani, yumurtanın beyazı, sarısına oranla çok daha düşük kaloriye sahiptir. Bu durumu bir de protein açısından değerlendirecek olursak, aradaki farkın aşırı olmadığını görürüz. Bu fark tam olarak yarı yarıya bile değildir. Yani, yüz gram yumurta sarısı on altı gram protein içeriyorsa, aynı miktardaki yumurta beyazı da on gram protein içermektedir. Ancak yumurtanın sarısı ile beyazı arasındaki çekişme, kolesterol açısından böyle değildir. Yumurtanın sarısında kolesterol yoğun bir şekilde bulunurken, beyazında hiç kolesterol yoktur. Görüldüğü gibi kolesterol bakımından gerçek suçlu yumurtanın sarışıdır. Yumurtanın beyazı, bir tek potasyum açısından yumurtanın sarısına fark atmaktadır. Yani, yumurtanın beyazı, sarısına oranla daha fazla potasyum içermektedir. Yumurtanın sarısı ile beyazının, içerik açısından eşit oldukları tek birim, B vitamini komplekslerinden biri olan Niasin vitaminidir.

En zengin kolesterol kaynaklarından biri olan yumurtanın yenmesi; kan kolesterol değerleri üzerinde, doymuş yağların (etin içindeki görünmeyen yağlar, etin civarındaki yağlar, et suları, tereyağı, vb.) yenmesine oranla çok daha hafif bir etkiye sahiptir. Ancak, burada bireylerin duyarlılıkları da rol oynamaktadır. Günde bir tek yumurta (iki yüz elli miligram kolesterol) yenmesi, insanların yüzde sekseninde kan kolesterol düzeyini pek etkilemezken, geriye kalan yüzde yirmisinde önemli bir etki ortaya çıkabilmektedir. Bu etkinin kimlerde ortaya çıkıp, kimlerde çıkmayacağının önceden bilinmesini sağlayacak kolay bir yöntem yoktur. Ancak, satın alınacak yumurtanın taze olmasına dikkat edilmesi, bunun için de yumurta satışı fazla olan yerlerden alış veriş yapılması gereklidir.

Evlerde de uzun süre saklamayıp, hemen tüketme yoluna gidilmelidir. Önemli bir bilgi olarak burada şunu da belirtmek gerekir: yumurtanın beyazı asla çiğ olarak tüketilmemelidir. Çünkü, çiğ yumurta, B vitaminlerinden Biotin’in vücut tarafından kullanılmasına engel olduğundan metabolizmanın yararına değildir. Bu nedenle yumurtanın akı kesinlikle pişirilmelidir. Gene de bu söylediklerimiz yumurtayı rafadan sevenleri korkutmasın. Çünkü, anlattıklarımız yalnızca yumurtanın beyazı için geçerlidir. Sanırız burada şunu da ifade etmek gerekiyor: çocuklarınıza yumurtayı asla çiğ olarak içirmeyin. Bunun çocuk üzerinde çok kötü etkileri olabilir. Yalnızca yukarda söylediğimiz nedenden değil, aynı zamanda çocuğun çok kaliteli bir besin olan yumurtadan nefret etmesine de sebep olabileceğinden. Bir de çiğ içilen yumurta, barsaklarda bakteri ve parazit enfeksiyonları yapabilmektedir. Aynı zamanda, pişmiş yumurtanın sindirimi, çiğ yumurtanın sindiriminden çok daha kolay ve metabolizma için çok daha uygundur.

Yumurtanın Besin Değerleri

Besin Elementi  Bütün  Beyaz  Sarı
 Enerji (kkal) 75 17 59
 Protein (g)  6.25 3.52 2.78
 Toplam Yağ (g) 5.01 0 5.12
 Toplam Karbonhidrat (g) 0.6 0.3 0.3
 Yağ Asitleri 4.33 0 4.33
 Doymuş Yağlar (g) 1.55 0 1.55
 Tekli Doymamış Yağlar (g) 1.91 0 1.91
 Çoklu Doymamış Yağlar (g) 0.68 0 0.68
 Kolestrol (mg) 213 0 213
 Tiamin (mg) 0.031 0.002 0.028
 Riboflavin (mg) 0.254 0.151 0.103
 Niasin (mg) 0.036 0.031 0.005
 B6 Vitamini 0.070 0.001 0.0069
 Folat (mcg) 23.5 1.0 22.5
 Vitamin B12 (mcg) 0.50 0.07 0.43
 Vitamin A (IU) 317.5 0 317.5
 Vitamin E (mg) 0.70 0 0.70
 Vitamin D (IU) 24.5 0 24.5
 Kolin (mg) 215.1 0.42 214.6
 Biotin (mcg) 9.98 2.34 7.58
 Kalsiyum, Ca (mg) 25 2 23
 Demir, Fe (mg) 0.72 0.01 0.59
 Magnezyum, Mg (mg) 5 4 1
 Bakır, Cu (mg) 0.007 0.002 0.005
 İyot, I (mg) 0.024 0.001 0.023
 Çinko, Zn (mg) 0.55 0 0.55
 Sodyum, Na (mg) 63 55 7
 Manganez, Mn (mg) 0.012 0.001 0.011

Yumurtanın Beslenmemizdeki Yeri

Yumurta, yalnızca protein bakımından değil, demir, kalsiyum, bakır, çinko gibi mineral maddelerle A vitamini, D vitamini, B2 vitamini, B vitamini bakımından da iyi kaynaktır.

Besleyici değeri yüksek, ucuz bir besin olan yumurtadan mahrum kalmamalı, beslenme alışkanlıklarımızı yumurta tüketimimizi artıracak şekilde değiştirmeliyiz.

Komple bir besin maddesi olarak yumurta, zayıf ve şişman bireyler, nekahet dönemindeki hastalar için hazırlanan diyetlerde, önemli bir yer tutar. Yiyeceklerin besin değerini yükseltmek amacıyla da kullanılır. Bundan başka gastrit, ülser gibi mide hastalıklarında, diyabet, gut, anemi gibi hastalıklarda hazırlanan diyetlerde rahatlıkla kullanılır. Ülkemizde, demir kansızlığı anemisinin en yüksek oranlarda görüldüğü gruplardan birisi, gebe ve emzikli kadınlardır. Bu gibi fizyolojik durumlardaki kadınların diyetlerinde yumurta bulunması, bireyin yeterli ve dengeli beslenmesine önemli derecede hizmet eder. Diyeti tahıl ve kuru baklagil ağırlıklı olan bireylerin de, haftada hiç olmazsa 4-5 yumurta yemeleri, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkı sağlayacaktır. Anne sütü alamayan ya da yapay beslenen çocuklara 3. aydan itibaren katı pişmiş olarak yumurta sarısı verilmeye başlanır. Anne sütü alan çocukların da 4-6 aydan sonra en önemli ek besini yumurtadır.

Sabah kahvaltısında özellikle çocukların diyetinde yumurta ihmal edilmemelidir. Yumurta çocukların fiziksel ve zihinsel fonksiyonlarının en iyi şekilde yerine getirilmesinde etkili olur.

Yüksek bir sindirim oranına sahip olan yumurta, doyurma gücü de yüksek olan bir yiyecektir.

Yumurta, kalp hastalığında risk faktörü olan kolesterol miktarını yükselttiği gerekçesi ile bazı bireylerce tüketilmek istenmez.

Çocukların ve gençlerin, zihinsel ve fiziksel fonksiyonlarını en iyi biçimde kullanabilmeleri için; özellikle kahvaltılarında yumurtaya mutlaka yer verilmelidir.

Oysa, sağlıklı insanlarda dışarıdan besinlerle alınan kolesterolün kompanse edildiği bilinmektedir. Besinlerle alınmasa bile, vücut gerekli kolesterolü bünyesinde, kendisi sentezlemektedir.

Yenilen her yumurta, çoğu sağlıklı kişide kan kolesterol düzeyini yalnızca 3-4 mg artırmaktadır. Kolesterole hassas kişilerde bile bu artış fazla değildir ve tek başına kronik kalp hastalığına neden olacak boyutta olmamaktadır. Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalarda yumurtanın kanda HDL kolesterolü yani damarlar tarafından tutulmayan, karaciğere götürülerek parçalanarak kolesterolü yükselttiği şeklinde bulgular da vardır. Herhangi bir özel problemi olmayan ve özel korunma önlemleri uygulamayan kişilerde, kronik kalp hastalıklarına neden olan aşırı beslenme, yiyeceklerle çok fazla enerji tüketilmesi, yeterince hareket edilmemesi, çok fazla yağ tüketilmesi ve yağlarda doymuş yağların (katı yağların) ağırlıkta olması, sigara içmek, yüksek kan basıncı gibi faktörler bu kişileri riske sokabilir. Bu risk faktörleri söz konusu olduğunda bile, haftada 4 veya 5 yumurta tüketilmesi kronik kalp hastalığı riskini artıran bir etki yapmamaktadır. Diyet, yağ ve doymuş yağ bakımından fakir olduğunda ise, normal seviyelerde yumurta tüketiminin kan kolesterol seviyesine minimum seviyede etkisi olduğu yapılan son araştırmalarla belirlenmiştir.

Bu olguyu “American Egg Bord” tarafından finanse edilen iki yeni araştırmanın sonuçları da desteklemektedir. Bunlardan birincisinde 20.000 denek ile çalışılmış ve kan kolesterol seviyesine diyetin etkisi üzerinde durulmuştur. Bulgulara göre, diyet kolesterolü kan kolesterol seviyesinde, her 100 mg. kolesterol alımında. sadece 2 mg/dIV’den daha az bir değişime neden olmuştur.

Amerikan Kalp Derneği Damar Sertlikleri Dergisinde yayınlanan ikinci çalışmada, 24 sağlıklı gence, günde 0, 1, 2 ve 4 yumurta içeren düşük yağlı diyetler yedirilmiştir, yumurta yemenin, kan kolesterol seviyesi üzerindeki etkisi en düşük seviyede bulunmuş olup, yenilen her yumurta başına 3 mg/dl lık bir artış belirlenmiştir.

Yapılan araştırmalar yumurtanın kalp hastalığı riskini artıracak derecede kan kolesterol seviyesini yükseltmediğini göstermiştir.

Araştırmalarda, yumurta tüketim seviyesinin damar sertliğine neden olabilecek başka değişikliklere neden olup olmadığı da incelenmiş ve böyle bir etki gözlenmemiştir, aynı araştırıcılar sağlıklı genç kadınlarla yapmış oldukları denemelerde de aynı sonuçları elde etmişlerdir.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık örgütü; “Sağlığı bireyin sadece sakat ve hasta olmaması değil, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam iyi olma halidir” diye tanımlar. Sağlıklı olmak için yeterli ve dengeli beslenmeye, yeterli ve dengeli beslenmek içinde yeni bir canlıya hayat verecek kadar biyolojik değeri yüksek besleyicilere sahip, üstelik ucuz bir besin olan yumurtaya öğünlerimizde yer vermeliyiz.

Çocuklar İçin Önemi

Besleyici değeri en yüksek gıdalardan yumurtanın, özellikle büyüme çağında olan çocukların hem vücutlarına zindelik verdiği, hem de zihinsel aktivitelerini artırarak derslerinde başarılı olmalarına katkı sağladığı ifade edildi.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karakaya, yaptığı açıklamada, sağlıklı ve dengeli beslenme için hayvansal gıdaların mutlaka düzenli şekilde alınması gerektiğini belirtti.

Tüm gıdalar arasında en kaliteli proteini yumurtanın içerdiğini ifade eden Karakaya, biyolojik değeri yüksek olan proteinlerin yumurtada bol miktarda bulunduğunu dile getirdi.

İçinde barındırdığı amino asitler, proteinler ve vitaminlerle yumurtanın besleyici değeri en yüksek gıdalardan olduğunu vurgulayan Karakaya, şunları kaydetti:

”Yumurta, insan beslenmesi açısından çok önemli bir gıda maddesi. İçerisinde insan vücudunda sentezlenemeyen tüm amino asitler bol miktarda var. Besleyici değeri en yüksek gıda maddelerinden biri olduğu için özellikle büyüme ve gelişme çağındaki bebeklerin, çocukların, okula giden öğrencilerin mutlaka günlük tüketmesi gereken temel gıdalardan bir tanesi.”

Zihinsel aktivitelerinin artışına katkı sağlıyor
Karakaya, kahvaltıda düzenli olarak yumurta tüketen çocukların okulda daha başarılı olacağına dikkati çekti. Yumurtanın; çocukların hem vücutlarının zinde olmasını sağladığını, hem de onların zihinsel aktivitelerini artırdığını dile getiren Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

”İyi bir zihinsel faaliyet için yumurta tüketimi çok önemlidir. Aynen et ve süt ürünleri gibi… Anne, babalar mutlaka çocuklarına kahvaltıda yumurta yedirmeli. Özellikle ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların her gün en az 1 tane yumurta yemeleri lazım. Çocukların kahvaltıda tükettiği yumurta, onların derslerini daha iyi takip etmelerine, dolayısıyla okulda başarılı olmalarına katkı sağlayacaktır.”

Yumurtanın sarısının besleyici değerinin daha yüksek olduğunu aktaran Karakaya, bazı çocukların yumurtanın sadece sarısını veya akını tüketme eğiliminde olduğunu, yumurtanın mümkün olduğunca bir bütün olarak tüketilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Çiğ Yumurta İçmeyin

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülin Aksoy, çiğ yumurtanın faydalı olmadığını, aksine içinde bulunan ‘salmonella’ mikrobu nedeniyle zararlı olabileceğini söyledi.
Soner ÖZCAN/ ANTALYA (AHT)

Halk arasında yumurtayı çiğ tüketmenin daha faydalı olduğu yönünde yanlış bir inanış olduğunu belirten Doç Dr. Aksoy, salmonella mikrobunun bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ölümcül hastalıklara dahi neden olabileceğini vurguladı.

B7 VİTAMİNİ ENGELLİYOR

Çiğ yumurta tüketmenin iki sakıncasının bulunduğunu belirten Dr. Aksoy, “Birincisi salmonella denilen mikrobu alabilirsiniz. Bu mikrop bağışıklık sistemi güçlü olanlarda ishal olarak kendisini gösterir fakat bağışıklık sistemi düşük olanlarda daha fazla etkisi var. Amerika’da yaşlı ölümlerine neden oluyor. İkinci olarak da yumurtayı çiğ tüketirsek ?avidin’ denilen madde yumurtanın içinde bulunan biyotini yani B7 vitaminini engelliyor. Bu nedenle yumurtanın pişirilerek yenmesi daha doğru” diye konuştu.

DÜNYANIN EN KALİTELİ GIDASI

Yumurtanın dünyanın en kaliteli gıdalarından biri olduğunu söyleyen Aksoy, “Türkiye’de demir eksikliği çok fazla. Yumurta demir eksikliği için en faydalı gıda. Bir yumurtanın proteininde 60 gram ete eşdeğer protein var. 60 gram et ortalama 1 TL, bir yumurta ise 20 kuruş. Fiyatı ekonomik olan tavuk eti de protein açısından çok zengin. Özellikle yaşlılar için çok uygun. Ayrıca kalorisi çok düşük. Bu nedenle kalp hastalarına bile haftada 2 yumurta yemeleri öneriliyor” dedi.

YILDA 300 YUMURTA TÜKETMELİYİZ

Kırmızı ette bulunan demir, fosfor, protein, vitaminler ve yağ asitlerinin tavuk ve yumurtadan da alınabileceğini kaydeden Aksoy, “Türkiye’de tavuk eti ve yumurta sektörü çok gelişmiş olmasına rağmen yeterince yumurta tüketmiyoruz. Türkiye’de yılda kişi başına 140 yumurta tüketilirken, Amerika ve Avrupa’da 200-250 yumurta tüketiliyor. Üstelik Amerikalılar ve Avrupalılar bizden çok daha fazla et tüketiyor. Bu nedenle bizim kişi başına yumurta tüketimimizin 300’e çıkması gerekiyor” dedi.

ORGANİK YUMURTA REVAÇTA

Son zamanlarda özellikle Avrupalıların organik yumurtaları ve tavuk etini tercih ettiğini belirten Doç. Dr. Aksoy, “Organik yumurta ve normal yumurta arasındaki fark, lezzeti ve hayvan refahı. Organik tavuk eti üretiminde hayvan serbest yetiştiriliyor ve hayvanlar daha az stresli oluyor. Normal üretimde bir tavuk 5-6 haftada kesilirken organik üretimde 81 günde kesiliyor. Bu nedenle organik yumurtaların fiyatı daha fazla. Normal yumurta 20 Ykr’dan satılırken organik yumurta 4-5 katı daha fiyatlı satılıyor” şeklinde konuştu.

Yumurta ve Kolesterol

“Kolesterol” kelimesini duyduğumuzda genellikle aklımıza “ilaç, kalp krizi, damar tıkanıklığı” gibi olumsuzluklar gelir. Ancak gerçekte kolesterol vücut sisteminin önemli bir parçasıdır ve her bir hücre için önemli bir rol oynamaktadır. Kortizon, testosteron, östrojen gibi hormonların üretiminde kullanılan kolesterol olmasaydı bizde olmazdık. Bu konuda avantajlıyız çünkü karaciğerimiz vücudun ihtiyaç duyduğu kolesterolü üretebiliyor. Yani gıdalarla almasak bile sistemimizde her zaman yeterli miktarda kolesterol bulunuyor. Kolesterol bakımından zengin gıdalar tüketildiğinde ise karaciğerimiz daha az kolesterol üreterek toplam kolesterol miktarını dengeliyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda, uzun bir süredir yüksek kolesterol ile birlikte anılan yumurtanın aslında kötü kolesterolün yükselmesinde o kadar da etkili olmadığı yönünde sonuçlar elde ediliyor. Bu araştırmaların ortak sonucu yumurtanın her insanda aynı etkiyi yaratmadığı ve her gün yumurta yiyenlerin %70’inin toplam ve LDL kolesterol seviyesinde herhangi bir değişim gözlemlenmediği yönünde. Geri kalan %30’da ise toplam kolesterolde artış görülmüş. Ayrıca düzenli olarak yumurta yiyenlerin HDL yani “iyi kolesterol” seviyelerinde artış gözlemlenmiş.

Sonuç olarak yumurta iyi kolesterolü yükseltirken yumurta yiyenlerin %70’inde kötü kolesterol ve toplam kolesterol yükselmiyor. Burada önemli olan nokta kolesterol ilacı kullanıyorsanız geri kalan %30’un içinde olabileceğiniz ihtimalini göz ardı etmeyerek yumurta tüketmeye başlamadan önce doktorunuza danışmanız.

Her Yumurta Aynı Değil

Markette yumurta reyonuna gittiğinizde pek çok farklı yumurta çeşidiyle karşılaşabilirsiniz. Yumurtalar, üretildikleri tavuk çiftliğinin koşullarına ve hayvanların beslenme şekline göre farklılaşır.

Geleneksel Yumurtalar: Standart ve en ucuz market yumurtasıdır. Bu yumurtalar çoğunlukla gün ışığı görmeyen, vitaminlerle (bazen antibiyotik ve hormonlarla) gelişim süreci hızlandırılan tavuklardan elde edilmektedir.

Organik Yumurtalar: Organik yumurtalar organik gıdalarla beslenen tavuklardan elde edilir. Hayvanın gelişim sürecinde herhangi bir hormon veya antibiyotik kullanılmaz. Organik yumurta üretiminde hayvanın gün ışığına erişimi kısıtlıdır.

Çayır Yumurtası: “Serbest gezen tavuğun yumurtası” olarak bilinen çayır yumurtası adı üstünde dışarıda serbest gezen, bitki ve haşere (tavuğun doğal besini) yiyen tavuklardan elde edilir. Uzmanların en çok tavsiye ettiği yumurtadır ancak klasik yumurtaya göre oldukça pahalıdır. Organik yumurtayla serbest gezen tavuk yumurtası aynı şey değildir.

Omega 3 Bakımından Zenginleştirilmiş Yumurtalar: Geleneksel tavuk çiftlikleriyle aşağı yukarı aynı koşullardaki çiftliklerde üretilir. Ancak hayvanların beslenmesinde keten tohumu gibi omega 3 bakımından zengin yemler kullanılır. Omega 3 bakımından zenginleştirilmiş yumurtalarda normal yumurtanın 5 katına kadar daha fazla omega 3 bulunur.

Serbest gezen tavuğun yumurtası ile geleneksel yumurta arasındaki en önemli fark besin değeridir. Gezen tavuk yumurtası normal yumurtaya göre 3 kat daha fazla E vitamini, 1.5 kat daha fazla A vitamini, 7 kat daha fazla beta karoten, 3 kat daha fazla omega 3, 1/3’ü kadar kolesterol içerir.

Yumurtanın Faydaları

Kolesterole etkisi nedeniyle en çok tartışılan gıdalardan biri olan yumurta son yıllarda “faydalı” gıdalar arasındaki yerini yavaş yavaş geri almaya başladı. Yumurtanın kötü şöhretinin nedeni içerdiği kolesterol miktarıdır. Ancak günümüzde yapılan araştırmalar yumurtada bulunan kolesterolün kötü kolesterolü yükseltmediği ve aksine iyi kolesterolü yükselttiğini ortaya koyuyor. 1 orta boy yumurta yaklaşık 186mg kolesterol içeriyor. Bu miktar sağlıklı bir kişinin 1 günde alması gereken kolesterol miktarının yaklaşık yarısı. Yani günde 1 yumurta yemek yüksek kolesterole neden olmuyor ancak, kolesterolün tehlikeli boyutlara çıkmaması için gün boyu tükettiğiniz yumurta dışındaki gıdalara da özen göstermelisiniz. Yüksek kolesterol nedeniyle düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız ve yumurta yiyip yememek konusunda tereddütte kalıyorsanız doktorunuza danışabilirsiniz.

Yumurtanın Sağlığa Faydaları

Protein: Yumurtanın en büyük özelliklerinden biri kırmızı ete oranla çok daha ucuz bir “kaliteli” protein kaynağı olması. 1 orta boy yumurta 5.5 gram protein içeriyor ve bu miktar günlük protein ihtiyacının %11’ini karşılıyor. Illinois Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre yumurta özellikle sporcularda kas kitlesinin artması ve enerjinin korunması için tüketilebilecek en faydalı besinlerden biri. Aynı araştırma haftada 6 adet yumurta yemenin vücudun enerji üretimini belirgin oranda arttırdığını ortaya koyuyor.

Omega 3: Kalp hastalıkları, kanser, artrit gibi kronik hastalıklara yakalanma riskini düşüren omega3 yağ asitleri genel sağlığımızı korumak için kritik öneme sahiptir ancak vücudumuz tarafından üretilmez. Eksikliğinde halsizlik, hafıza zayıflığı, cilt kuruluğu, kalp hastalıkları ve kan dolaşımının zayıflaması gibi sorunlara neden olan omega 3 yumurtada önemli oranda bulunmaktadır. 1 orta boy yumurta (omega 3 ile zenginleştirilmemiş normal yumurta) 32.6 mg omega 3 yağ asidi içerir.

B Vitamini: Kasların ve kalbin normal fonksiyonunu devam ettirmesi için önemli olan B1 ve B2 vitaminleri, sinir ve sindirim sistemleri tarafından kullanılan B3 vitamini, normal bir büyüme ve gelişim için gerekli olan B5 ve B12 vitaminleri, gıdalar yoluyla alınan proteinin vücut tarafından işlenmesinde kullanılan ve bağışıklık sistemi için gerekli olan B6 vitamini, hormon üretiminde kullanılan B7 vitamini ve hücrelerin DNA üretiminde kulanılanB7 vitamini, yani tüm B vitaminleri yumurtada bulunmaktadır. B kompleks vitaminlerini yetersiz olarak almak böbrek hastalıkları, tip 2 diyabet, katarakt, kalp hastalıkları, meme kanseri, kolon kanseri, pankreas kanseri gibi son derece ciddi hastalıklara yakalanma riskini arttırmaktadır. Yumurtayı özellikle B7 ve B12 vitaminleri için tüketebilirsiniz.

Kolin: Yumurta, B kompleks vitaminlerinden biri olan ve vücudun normal fonksiyonlarını yerine getirmesi için oldukça önemli bir bileşen olan “kolin” bakımından en zengin gıdalardan arasında yer almaktadır. Yetişkin erkekler için 550mg, kadınlar içinse 450mg günlük kolin alınması önerilmekle birlikte ortalama bir diyette genellikle bu rakamın altında kalınmaktadır. Hücre yapısının korunması, sinir hücreleri arasında iletişimin korunması, yağların kan yoluyla karaciğere taşınması gibi önemli fonksiyonları olan kolinin eksikliğinde damar tıkanıklığı, karaciğer hastalıkları ve nörolojik hastalıkların riski artmaktadır. 1 adet büyük boy yumurta ortalama 80-100mg kolin içerir.

Selenyum: Selenyum minerali yeterli miktarda alınmadığında hipotrioid, halsizlik, zihin zayıflığı gibi sorunlar görülebilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) günlük selenyum tüketimini 70mcg (mikrogram) olarak önermektedir. 1 orta boy yumurtanın yaklaşık 14 mcg selenyum içerdiği göz önüne alındığında 1 adet yumurtanın günlük selenyum ihtiyacının %20’sini karşıladığı söylenebilir.

Yüksek Tansiyon: Son yapılan araştırmalarda yumurta akında bulunan “peptit” adlı bileşenin yüksek kan basıncının düşürülmesinde etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Proteinin yapı taşlarından biri olan peptit “anjiyotensin-çevirici enzim (ACE)” olarak bilinen ve yüksek tansiyonun başlıca nedeni olan enzimin üretimini baskılıyor.

D Vitamini: Uzun dönemli eksikliğinde çocuklarda astım, yetişkinlerde bilişsel zayıflama, kanser, kalp ve damar hastalıkları riskini attıran D vitamini için en iyi kaynak güneş ışınlarıdır. Uzmanlar günde 10-15 dakika güneşe çıkmanın D vitamini eksikliğini önleyeceğini belirtiyorlar. Ancak az güneş alan bir iklimdeyseniz ve D vitamini takviyesi kullanmak istemiyorsanız D vitamini içeren gıdaları daha çok tüketmeniz gerekebilir. Yumurta, D vitamini içeren nadir gıdalardan biridir ve 1 orta boy yumurta günlük D vitamini ihtiyacının %4’ünü karşılar. D vitamini içeren diğer bazı gıdalar ise şöyle; balık, balık ciğeri, istiridye, şarküteri ürünleri ve mantar çeşitleri.

Yumurtanın Besin Değeri

1 orta oy çiğ yumurta (44 gr)

  • 63 kalori
  • 4 gr yağ
  • 32.6 mg omega 3 yağ asidi
  • 505 mg omega 6 yağ asidi
  • 110 mg kolin
  • 33.4 gram su
  • 186 mg kolesterol (günlük ihtiyacın %62’si)
  • 5.5 gr protein (günlük ihtiyacın %11’i)
  • 214 IU A vitamini (günlük ihtiyacın %4’ü)
  • 15.4 IU D vitamini (günlük ihtiyacın %4’ü)
  • 0.4 mg E vitamini (günlük ihtiyacın %2’si)
  • 0.2 mg riboflavin (günlük ihtiyacın %2’si)
  • 0.1 mg B6 vitamini (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 20.7 mcg folat (günlük ihtiyacın %5’i)
  • 0.6 mcg B12 vitamini (günlük ihtiyacın %9’u)
  • 23.3 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %2’si)
  • 0.8 mg demir (günlük ihtiyacın %4’ü)
  • 5.3 mg magnezyum (günlük ihtiyacın %1’i)
  • 84 mg fosfor (günlük ihtiyacın %8’i)
  • 59 mg potasyum (günlük ihtiyacın %2’si)
  • 61.6 mg sodyum (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 0.5 mg çinko (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 13.9 mcg selenyum (günlük ihtiyacın %20’si) içerir.

Bu rakamlar ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 4 yaşından büyükler için önerdiği 2000 kalorilik beslenme programı temel alınarak oluşturulmuştur.