Yumurtanın Sarısı

Kimileri, yumurtanın yalnızca sarısını sever. Nedense, bu sevgi beyaza karşı pek duyulmaz. İçi hep sarı olan bir yumurta düşünsenize! Ne kadar acayip olurdu. Bir yumurtanın sırf sarısında bulunan yaklaşık dört gram protein, belki de on iki grama çıkardı. Kolesterol ise alır başını giderdi. Biz de, hiç hakkımız olmadığı halde, yanlızca bir öğünde ve de bir tek besinden, bu denli yoğun protein ve kolesterol almak zorunda kalırdık. Bu da metabolizmamız için pek iyi olmazdı. Tabii bunların yanı sıra hiç de alışık olmadığımız civcivlerin ortalarda cirit atacağını da unutmamak gerekir.

Şimdi diyebilirsiniz ki “Madem yumurta bir bütün, o halde yumurtanın kabuğunu da yiyelim bari!” Bizce bir sakıncası yok. Yumurtanın kabuğunu da yiyebilirsiniz. Bize sorarsanız, yumurtanın kabuğunu yemek insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Çünkü, yumurtanın kabuğunda yoğun miktarda kalsiyum vardır. Bilindiği gibi kalsiyum kemik yapımızın mimarıdır, “iyi güzel de, yumurtanın kabuğu nasıl yenir?” diye sorarsanız haklısınız. Gayet tabii ki yumurtanın kabuğunu elma gibi yiyemezsiniz. Aksi takdirde ağız mukozanızı ve dilinizi yaralayabilirsiniz. O halde yumurtanın kabuğu nasıl yenebilir? Yumurtanın kabuğu, havanda dövülerek toz haline getirilir. Bu tozlar da çorbaların, kek, pasta gibi yiyeceklerin, hatta yemeklerin içine, katılarak tüketilebilir. Dolayısıyla da farkında olmadan bolca kalsiyum almış olursunuz. Özellikle bu yöntemin büyüyüp, gelişmekte olan çocuklar ve menopoza girmiş kadınlar için fevkalade yararlı olacağı kesindir.

Şimdi, gelelim yumurtanın beyazına. Yumurtanın beyazı, sarısı kadar kaliteli olmasa bile, pek de boş bir besin değildir. Kalori açısından değerlendirecek olursak, yumurtanın beyazı, sarısının altıda biri kadar enerji değerine sahiptir. Yani, yumurtanın beyazı, sarısına oranla çok daha düşük kaloriye sahiptir. Bu durumu bir de protein açısından değerlendirecek olursak, aradaki farkın aşırı olmadığını görürüz. Bu fark tam olarak yarı yarıya bile değildir. Yani, yüz gram yumurta sarısı on altı gram protein içeriyorsa, aynı miktardaki yumurta beyazı da on gram protein içermektedir. Ancak yumurtanın sarısı ile beyazı arasındaki çekişme, kolesterol açısından böyle değildir. Yumurtanın sarısında kolesterol yoğun bir şekilde bulunurken, beyazında hiç kolesterol yoktur. Görüldüğü gibi kolesterol bakımından gerçek suçlu yumurtanın sarışıdır. Yumurtanın beyazı, bir tek potasyum açısından yumurtanın sarısına fark atmaktadır. Yani, yumurtanın beyazı, sarısına oranla daha fazla potasyum içermektedir. Yumurtanın sarısı ile beyazının, içerik açısından eşit oldukları tek birim, B vitamini komplekslerinden biri olan Niasin vitaminidir.

En zengin kolesterol kaynaklarından biri olan yumurtanın yenmesi; kan kolesterol değerleri üzerinde, doymuş yağların (etin içindeki görünmeyen yağlar, etin civarındaki yağlar, et suları, tereyağı, vb.) yenmesine oranla çok daha hafif bir etkiye sahiptir. Ancak, burada bireylerin duyarlılıkları da rol oynamaktadır. Günde bir tek yumurta (iki yüz elli miligram kolesterol) yenmesi, insanların yüzde sekseninde kan kolesterol düzeyini pek etkilemezken, geriye kalan yüzde yirmisinde önemli bir etki ortaya çıkabilmektedir. Bu etkinin kimlerde ortaya çıkıp, kimlerde çıkmayacağının önceden bilinmesini sağlayacak kolay bir yöntem yoktur. Ancak, satın alınacak yumurtanın taze olmasına dikkat edilmesi, bunun için de yumurta satışı fazla olan yerlerden alış veriş yapılması gereklidir.

Evlerde de uzun süre saklamayıp, hemen tüketme yoluna gidilmelidir. Önemli bir bilgi olarak burada şunu da belirtmek gerekir: yumurtanın beyazı asla çiğ olarak tüketilmemelidir. Çünkü, çiğ yumurta, B vitaminlerinden Biotin’in vücut tarafından kullanılmasına engel olduğundan metabolizmanın yararına değildir. Bu nedenle yumurtanın akı kesinlikle pişirilmelidir. Gene de bu söylediklerimiz yumurtayı rafadan sevenleri korkutmasın. Çünkü, anlattıklarımız yalnızca yumurtanın beyazı için geçerlidir. Sanırız burada şunu da ifade etmek gerekiyor: çocuklarınıza yumurtayı asla çiğ olarak içirmeyin. Bunun çocuk üzerinde çok kötü etkileri olabilir. Yalnızca yukarda söylediğimiz nedenden değil, aynı zamanda çocuğun çok kaliteli bir besin olan yumurtadan nefret etmesine de sebep olabileceğinden. Bir de çiğ içilen yumurta, barsaklarda bakteri ve parazit enfeksiyonları yapabilmektedir. Aynı zamanda, pişmiş yumurtanın sindirimi, çiğ yumurtanın sindiriminden çok daha kolay ve metabolizma için çok daha uygundur.